Göz Nasıl Yazılır?
"Göz" nasıl yazılır, TDK imla kılavuzundaki yazılışı şu şekildedir.
✓ Doğru Yazılışı: göz
Göz TDK Sözlük Anlamı Nedir?
göz (isim, anatomi)
- Anlamı:
- Görme organı.
- Bazı deyimlerde, görme ve bakma.
- İyi veya kötü nitelikler, tutkular, duygular anlatan bakış.
- Bakış, görüş.
- Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak
- Delik, boşluk
- Çekmece.
- Terazi kefesi.
- Kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında bir şeye kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk, nazar
- Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı.
- Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri.
- Bölüm, hane.
- Bazı yaraların uç bölümü.
- Birleşik Sözler:
- göz akı
- göz alıcı
- gözaltı
- göz altı
- göz aşısı
- göz aşinalığı
- göz bağcı
- göz bağı
- göz bankası
- göz banyosu
- göz bebeği
- göz bilimi
- göz boncuğu
- gözdağı
- gözdemiri
- göz dikeği
- göz dişi
- göz emeği
- göz erimi
- göz etçiği
- gözevi
- göz göz
- göz göze
- göz hakkı
- göz hapsi
- göz kadehi
- göz kapağı
- göz kararı
- göz kesesi
- göz kuyruğu
- göz memesi
- göz merceği
- göz nuru
- göz önü
- göz önünde
- göz pencere
- göz pınarı
- göz sevdası
- göz taşı
- göz ucu
- gözyaşı
- göz yoklaması
- göz yuvarı
- göz yuvası
- göze göz
- gözü aç
- gözü açık
- gözü bağlı
- gözü dışarıda
- gözü kapalı
- gözü kara
- gözü keskin
- gözü pek
- gözü sulu
- gözü tok
- gözü yolda
- gözü yüksekte
- açgöz
- açıkgöz
- bir göz
- camgöz
- cam göz
- cingöz
- dört göz
- eski göz ağrısı
- gümüşgöz
- ilk göz ağrısı
- karagöz
- Karagöz
- kem göz
- kene göz
- kötü göz
- lokma göz
- paragöz
- patlak göz
- petek göz
- sarıgöz
- süzgün göz
- tepegöz
- uyur göz
- yalıngöz
- yüzgöz
- devegözü
- balıkgözü
- horozgözü
- kedigözü
- kemer gözü
- koltuk gözü
- koyungözü
- kuşgözü
- malın gözü
- mandagözü
- öküzgözü
- palamar gözü
- sığırgözü
- torpido gözü
- turnagözü
- tütsü gözü
- gündüz gözüyle
- bu gözle
- çıplak gözle
- halkalı gözler
- tepegözler
- Örnek Metin:
- Asıl felaket bu pınara sırt çevirmek, bu pınarın gözlerine taş tıkamak değil de ne olurdu? T. Buğra
- Köprünün gözleri karış karış kazılmıştır. S. F. Abasıyanık
- İnsanı gözle yiyip bitirirler. Ö. Seyfettin
- Atasözler ve Deyimler:
- göz açamamak
- göz açıp kapayıncaya kadar
- göz açtırmamak
- göz alabildiğine
- göz almak
- göz ardı etmek
- göz atmak
- gözaydına gelmek (veya gitmek)
- gözaydın etmek
- göz boyamak
- göz değmek
- gözden çıkarmak
- gözden düşmek (veya düşürmek)
- gözden geçirmek
- gözden gönülden çıkarmak
- gözden ırak olan gönülden de ırak olur
- gözden kaçırmak
- gözden kaybetmek
- gözden kaybolmak
- gözden nihan olmak
- gözden uzaklaşmak
- gözden uzak tutmak
- gözden (veya gözünden) kaçmak
- gözden (veya gözünden) sürmeyi çalmak (veya çekmek)
- göz dikmek
- göz doldurmak
- göz doyurmak
- göze almak
- göze batmak
- göze çarpmak
- göze diken olmak
- göze gelmek
- göze girmek
- göze görünmek
- göze görünmemek
- göz etmek
- göze yasak olmaz
- göz gezdirmek
- göz göre göre
- göz görmeyince gönül katlanır
- göz gözü görmemek
- göz kamaştırıcı
- göz kamaştırmak
- göz kaş süzmek
- göz kesilmek
- göz kırpmadan
- göz kırpmak
- göz kırpmamak
- göz koymak
- göz kulak olmak
- gözle görülür, elle tutulur hâle gelmek
- gözleri bayılmak
- gözleri berraklaşmak
- gözleri buğulanmak (veya bulutlanmak)
- gözleri çakmak çakmak (olmak)
- gözleri çukura gitmek (veya kaçmak)
- gözleri dolmak (veya dolu dolu olmak)
- gözleri dönmek
- gözleri evinden (veya yuvalarından) uğramak (veya fırlamak)
- gözleri fıldır fıldır etmek
- gözleri ışık içinde (veya ışıklı)
- gözleri kamaşmak
- gözleri kan çanağına dönmek (veya kanlanmak)
- gözleri kapanmak
- gözlerinden okumak
- gözlerine inanamamak
- gözlerini bayıltmak
- gözlerini belertmek
- gözlerini bitirmek
- gözlerini devirmek
- gözlerini fal taşı gibi açmak
- gözlerini kaçırmak
- gözlerinin içi gülmek
- gözlerinin içine kadar kızarmak
- gözleri parlamak
- gözleri sulanmak
- gözleri süzülmek
- gözleri takılıp kalmak
- gözleri velfecri okumak
- gözleri yaşarmak
- gözler önüne serilmek
- gözler önüne sermek
- gözle yemek
- göz süzmek
- gözü akmak
- gözü alışmak
- gözü almamak
- gözü arkada kalmak
- gözü bulanmak
- gözü büyükte olmak
- gözü çıkasıca
- gözü dalmak
- gözü değmek
- gözü doymak
- gözü dönesi
- gözü dönmek
- gözü dumanlanmak
- gözü dünyayı görmemek
- gözü gibi sakınmak (veya saklamak veya esirgemek)
- gözü gibi sevmek
- gözü gitmek
- gözü gönlü açılmak
- gözü görmemek
- gözü görmez olmak
- gözü göz değil
- gözü hiçbir şey görmemek
- gözü ısırmak
- gözü ilişmek
- gözü kalmak
- gözü kesmek
- gözü kesmemek
- gözü kızmak
- gözü korkmak
- gözü kör olsun
- gözüm! (veya gözümün nuru)
- gözüm çıksın (veya kör olsun)
- gözüm görmesin
- gözün aydın!
- gözünde
- gözünde büyümek
- gözünde büyütmek
- gözünden kıskanmak
- gözünden (veya gözlerinden) uyku akmak
- gözünde olmamak
- gözünde tütmek
- gözünde (veya gözlerinde) şimşek (veya şimşekler) çakmak
- gözüne bakmak
- gözüne batmak
- gözüne çarpmak
- gözüne diken olmak
- gözüne dizine dursun
- gözüne girmek
- gözüne hiçbir şey görünmemek
- gözüne ilişmek
- gözüne karasu inmek
- gözüne kestirmek
- gözüne sokmak
- gözüne uyku girmemek
- gözünü açmak
- gözünü açmak
- gözünü açmak
- gözünü ağartmak
- gözünü alamamak
- gözünü ayırmamak
- gözünü bağlamak
- gözünü bürümek
- gözünü çıkarmak
- gözünü daldan budaktan (veya çöpten) esirgememek (veya sakınmamak)
- gözünü doyurmak
- gözünü dört açmak
- gözünü gözüne dikmek
- gözünü hırs bürümek
- gözünü kırpmadan
- gözünü kin bürümek
- gözünü korkutmak
- gözünün bebeği gibi sevmek
- gözünün çapağını silmeden
- gözünün içine baka baka
- gözünün kuyruğuyla (veya ucuyla) bakmak
- gözünün önünden geçmek
- gözünün önünden gitmemek
- gözünün önünde olmak
- gözünün önüne gelmek
- gözünün üstünde kaşın var dememek
- gözünün (veya gözlerinin) içine bakmak
- gözünün (veya gözlerinin) önüne serilmek
- gözünün yaşına bakmamak
- gözünü sevdiğim
- gözünü seveyim
- gözünü toprak doyursun
- gözünü üstünden ayırmamak
- gözünü (veya gözlerini) açmak
- gözünü (veya gözlerini) açmak
- gözünü (veya gözlerini) (bir şeye) dikmek
- gözünü (veya gözlerini) duman bürümek
- gözünü (veya gözlerini) kan bürümek
- gözünü (veya gözlerini) kapamak
- gözünü (veya gözlerini) oymak
- gözünü yıldırmak
- gözünü yummak
- gözünü yummak
- gözü olmak
- gözü olmamak
- gözü önünde
- gözü sönmek
- gözü su içmemek
- gözü toprağa bakmak
- gözü tutmak
- gözü uyku tutmamak
- gözü (veya gözleri) açılmak
- gözü (veya gözleri) (bir şeyde veya bir şeyin üzerinde) olmak
- gözü (veya gözleri) kararmak
- gözü (veya gözleri) kaymak (veya kaçmak)
- gözü (veya gözleri) takılmak
- gözü (veya gözleri) üstünde (kalmak)
- gözü yememek
- gözü yılmak
- ... gözüyle bakmak
- gözüyle görmek
- gözüyle (veya gözleriyle) tartmak
- göz var, izan var
- göz yıldırmak
- göz yummak
- göz yummamak
Terimin farklı anlamlarını keşfetmek için türkçe sözlük, türkçe ingilizce sözlük, terimler sözlüğü, eş anlamlılar ve mitoloji sözlüğüne göz atabilirsin.
