El - Nasıl Yazılır?

El Nasıl Yazılır?

"El" nasıl yazılır, TDK imla kılavuzundaki yazılışı şu şekildedir.

✓ Doğru Yazılışı: el

El TDK Sözlük Anlamı Nedir?

el (I) (isim, anatomi)

  • Anlamı:
    • Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü
    • Sahiplik, mülkiyet.
    • Kez, defa.
    • İskambil oyunlarında kâğıt atma sırası.
    • Yönetim, baskı, etki.
    • Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü.
    • (mecaz) Aracı, vasıta.
  • Birleşik Sözler:
    • el alışkanlığı
    • el altında
    • el altından
    • el arabası
    • el ayası
    • elbasan tavası
    • el bezi
    • el birliği
    • el bombası
    • el çabukluğu
    • el çantası
    • el değirmeni
    • el değmemiş
    • el duşu
    • el ele
    • el emeği
    • el erimi
    • el erki
    • elezer
    • el falı
    • el feneri
    • el freni
    • el havlusu
    • el ilanı
    • el işçiliği
    • el işi
    • el kantarı
    • el keseri
    • el kılavuzu
    • el kiri
    • el kitabı
    • el oltası
    • elöpen
    • el sabunu
    • el sanatları
    • el sözlüğü
    • el şakası
    • el tası
    • el telefonu
    • el telsizi
    • el topu
    • el ulağı
    • el uzluğu
    • el yatkınlığı
    • el yazısı
    • el yazması
    • el yordamı
    • elde bir
    • eli açık
    • eli ağır
    • eli ayağı düzgün
    • eli bayraklı
    • elibelinde
    • eli belinde
    • eli bol
    • eli boş
    • eliböğründe
    • eli böğründe
    • eli çabuk
    • eli dar
    • eli geniş
    • eli hafif
    • eli koynunda
    • eli kulağında
    • eli maşalı
    • eli selek
    • eli sıkı
    • eli sopalı
    • eli şakağında
    • eli yatkın
    • eli uz
    • eli uzun
    • eli yatkın
    • eli yordamlı
    • eli yüzü düzgün
    • eline ağır
    • eline ayağına çabuk
    • eline çabuk
    • bir el
    • art elden
    • havvaanaeli
  • Örnek Metin:
    • El var, titrer durur, el var yumuk yumuk / El var pençe olmuş, el var yumruk. Z. O. Saba
  • Atasözler ve Deyimler:
    • el açmak
    • el almak
    • el atmak
    • el ayak (veya el etek) çekilmek
    • el bağlamak
    • el basmak
    • el bebek gül bebek
    • el bende!
    • el çekmek
    • el çektirmek (veya çektirilmek)
    • el çırpmak
    • elde avuçta (bir şey) kalmamak
    • elde avuçta (ne varsa)
    • elde bulunan
    • elde etmek
    • el değiştirmek
    • elde kalmak
    • eldeki
    • elden ağza yaşamak
    • elden ayaktan düşmek (veya kesilmek)
    • elden bırakmamak (veya düşürmemek)
    • elden çıkarmak
    • elden çıkmak
    • elden geçirmek
    • elden gel!
    • elden geldiği kadar
    • elden gelmemek
    • elden gitmek
    • elden kaçırmak
    • elden kaçmak
    • elden ne gelir?
    • elde olmamak
    • elde tutmak
    • el dokunulmak (veya dokunulmamak)
    • ele alınır
    • ele alınmaz
    • ele almak
    • ele avuca sığmamak
    • ele bakmak
    • ele geçirmek
    • ele geçmek
    • ele gelmek
    • el elde baş başta
    • el elden üstündür (ta arşa kadar)
    • el ele vermek
    • el el üstünde oturmak
    • el ense çekmek (veya etmek)
    • el ermez, güç yetmez
    • el etek öpmek
    • el etek tutmak
    • el etmek
    • ele verir talkını (veya telkini), kendi yutar salkımı
    • ele vermek
    • eli alışmak
    • eli altında olmak
    • eli armut devşirmek
    • eli ayağı buz kesilmek (veya tutmamak)
    • eli ayağı dolaşmak
    • eli ayağı (olmak)
    • eli ayağı titremek
    • eli ayağı tutmak (veya tutmamak)
    • eli ayağı (veya eli kolu) bağlı
    • eli aza varmamak
    • eli değmek
    • eli dursa ayağı durmaz
    • eli ekmek tutmak
    • eli ermek (veya ermemek)
    • eli ermez gücü yetmez
    • eli genişlemek
    • eli gitmek
    • eli harama uzanmak
    • eli işe yatmak
    • eli kalem tutmak
    • eli kırılmak
    • eli kırılsın
    • eli kolu bağlı kalmak (veya durmak veya olmak)
    • eli kurusun
    • elimi sallasam ellisi, başımı sallasam tellisi
    • elinde
    • elinde avucunda nesi varsa
    • elinde bulunmak (veya olmak)
    • elinde büyümek
    • elinde kalmak
    • elinden
    • elinden bir iş (veya şey) gelmemek
    • elinden bir kaza (veya sakatlık) çıkmak
    • ... elinden çıkmak
    • elinden geleni ardına (veya arkasına) koymamak
    • elinden geleni yapmak
    • elinden gelmek
    • elinden hiçbir şey kurtulmamak
    • elinden iş çıkmamak
    • elinden iyi iş gelmek
    • elinden kan çıkmak
    • elinden kurtulmak
    • elinden tutmak
    • elinde olmak
    • elinde olmamak
    • elinde tutmak
    • elinde ... var
    • eline almak
    • eline ayağına kapanmak (veya sarılmak veya düşmek)
    • eline ayağına üşenmemek
    • eline bakmak
    • eline doğmak
    • eline düşmek
    • eline erkek eli değmemiş olmak
    • eline eteğine doğru
    • eline eteğine sarılmak
    • eline fırsat geçmek
    • eline geçmek
    • eline kalmak
    • eline su dökemez
    • eline tutuşturmak
    • eline (veya elinize veya ellerinize) sağlık
    • eline yüzüne bulaştırmak
    • elini ayağını kesmek (veya çekmek)
    • elini ayağını öpeyim
    • elini belli etmek (veya göstermek)
    • elini çabuk tutmak
    • elini eteğini çekmek (veya kesmek)
    • elini kalbine (veya vicdanına) koyarak söylemek (veya düşünmek veya hüküm vermek)
    • elini kana bulamak (veya bulaştırmak)
    • elini kolunu bağlamak
    • elini kolunu sallaya sallaya gelmek
    • elini kolunu sallaya sallaya gezmek
    • elini kulağına atmak
    • elinin altında
    • elinin hamuruyla erkek işine karışmak
    • elini oynatmak
    • elini sallasa ellisi (başını sallasa tellisi)
    • elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak
    • elini sürmemek
    • elini uzatmak
    • elini veren kolunu alamaz
    • elinle ver, ayağınla ara
    • eli olmak
    • eli para görmek
    • eli silah tutmak
    • eli varmamak (veya gitmemek)
    • eli yatmak
    • eliyle koymuş gibi (bulmak)
    • el kadar
    • el kaldırmak
    • el katmak
    • el koymak
    • ellerde gezmek
    • ellerim yanıma gelsin
    • ellerin dert görmesin
    • eller yukarı!
    • elle tutulacak tarafı (veya yanı) kalmamak
    • elle tutulur
    • elle tutulur gözle görülür (veya dille anlatılır)
    • elle tutulur tarafı olmamak
    • el öpenlerin çok olsun
    • el öpmek
    • el pençe divan durmak
    • el pençe durmak
    • el sıkmak
    • el sürmemek
    • el tazelemek
    • el tutmak
    • el uzatmak
    • el üstünde tutmak
    • el vermek
    • el vurmamak
    • el yıkamak

el (II) (isim)

  • Anlamı:
    • Yabancı, yakınların dışında kalan kimse
  • Birleşik Sözler:
    • el adamı
    • el âlem
    • el gün
    • el kapısı
    • elkızı
    • eloğlu
    • yedi kat el
  • Örnek Metin:
    • Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır! Halk türküsü

el (III) (isim)

  • Anlamı:
    • Ülke, yurt, il
    • Halk, ahali.
    • (halk ağzında) Oba, aşiret
  • Birleşik Sözler:
    • yad el
    • gurbet eli
    • Türk eli
    • yad eller
  • Örnek Metin:
    • Çöller, Yemen ellerinden betermiş. A. Gündüz
    • Kalktı göç eyledi Afşar elleri / Ağır ağır giden eller bizimdir. Dadaloğlu
  • Atasözler ve Deyimler:
    • el arı düşman gayreti
    • el beğenmezse yer beğensin
    • elden vefa, zehirden şifa
    • el elin aynasıdır
    • el elin eşeğini türkü çağırarak arar
    • ele verir talkını, kendi yutar salkımı
    • el için yanma nara, yak çubuğunu bak keyfine
    • el ile gelen düğün bayram
    • elin ağzı torba değil ki büzesin
    • elinin körü
    • el kazanıyla aş kaynatmak
    • el mi yaman bey mi yaman? el yaman!
Terimin farklı anlamlarını keşfetmek için türkçe sözlük, türkçe ingilizce sözlük, terimler sözlüğü, eş anlamlılar ve mitoloji sözlüğüne göz atabilirsin.

Ayrıca Bakınız

Benzer Kelimeler

Kısaca Anlamı

Türk Dil Kurumu

TDK Yazılışı

İngilizce

İmla Kılavuzu

Yayınlanma: Güncellenme:

Bu site genel internet kaynaklarından alınan bilgiler içerir. Kullanım sorumluluğu size aittir. Materyal sahiplerine ait olan içeriklerin, logoların ve telif ihlaliyle ilgili sorumluluğu ilgililere aittir. Bilgilerin doğruluğu ve güncelliği garanti edilmez. Hatalı veya eksik bilgiler için bize iletişim yoluyla bildirin.